Kuşadası Otelleri | Hotels.com

Kuşadası Otellerini Arayın

Kuşadası Otelleri

Kuşadası Otelleri - Kuşadası’nda Ege sularının ve kumsalların tadını çıkarmak için hazırlanıyorsunuz, bir yandan da kulağınızdaki tuhaf fısıltıların nedenini çözmeye çalışıyorsunuz, tanrılar sizi bir yere çağırıyor ama neresi olduğunu tam olarak anlayamıyorsunuz. Kendinizi yollara atıp neler olacağını görmeye var mısınız?


Kuşadası’na havayoluyla ulaşım için İzmir Adnan Menderes Uluslararası Havalimanı’nı tercih edebilirsiniz. Kuşadası'na 70 km. mesafedeki bu havalimanından Havaş otobüsleriyle yaklaşık 50 dakikada beldeye ulaşabilirsiniz. Deniz yolculuğunu sevenlere Kuşadası Limanı’nın özellikle yabancı turistlerin mavi yolculuk turlarında vazgeçilmez duraklarından biri olduğunu hatırlatalım. Ayrıca Samos adasına günübirlik karşılıklı feribot seferleri de bulunuyor.


Kuşadası otelleri, ucuz otellerden beş yıldızlı otellere kadar çok geniş bir yelpazeye yayılır. Konaklamanız için hiçbir masraftan kaçınmayıp beş yıldızlı otellerin konforunda rahatlamak isteyenler için birçok alternatif bulunuyor. Kuşadası Plajı’na ve merkeze yakın yerde konaklamak istiyorsanız veya Kuşadası seyahatiniz daha çok iş amaçlıysa Korumar Deluxe Hotel, Charisma De Luxe, Fantasia Hotel De Luxe veya Kuştur Club Tatil Köyü gibi seçenekler arasından tercih yapabilirsiniz. Tatil bütçenizin önemli bir bölümünü konaklamaya harcamak yerine daha uygun fiyatlı otellerde kalıp Kuşadası’nı karış karış gezmeyi planlayanlar için de pek çok alternatif bulunuyor. Bu anlamda, Kuşadası Plajı’na ve merkeze yaklaşık 300 ila 600 metre mesafede bulunan Atınç Otel, Mr. Happy’s Liman Otel veya Hotel Stella ya da plaja daha da yakın mesafedeki Sezgin Hotel & Guesthouse veya Hotel Sözer tercih edilebilir.


Deniz ve plaj tatili için Kuşadası kesinlikle doğru adrestir. Körfezin kuzeyinde ve güneyinde birçok güzel plaj vardır, ancak çoğu sahili çevreleyen otellere ait özel alanlar haline gelmiştir. Beldenin güney tarafında yer alan Kadınlar Plajı, Long Beach ve Lost Paradise plajları ise halka açık plajlardır ve şezlong kullanmadığınız sürece herhangi bir ücret ödemek zorunda değilsiniz.


Tüm gün denize girip sahilde güneşlenmek formülünden şaşmadan geçirmek yerine arada birkaç yürüyüş turuyla Kuşadası’ndaki tatilinizi çeşnilendirmek isterseniz görülecek çok yer olduğunu hemen belirtelim. Güneşin ve masmavi Ege sularının cazibesine biraz karşı koyup bulunduğunuz körfeze adını veren Güvercin Adası’ndan Kuşadası turunuza başlayabilirsiniz. Bir mendirekle karaya bağlanmış olan bu küçük adada Bizans döneminde inşa edilen ve diğer adalardan gelebilecek olası saldırılardan korunmayı sağlamış bir kale bulunmaktadır. Halk arasında Korsan Kalesi olarak anılan bu kale kısa bir süre önce restore edilmiş ve hizmete açılmıştır. Güvercin Adası’nın biraz ilerisinde uzanan ve ikinci bir yarımada olan Neopolis veya Yılancı Burnu’nun Kuşadası’nda İyonlar tarafından kurulduğu ve bölgedeki ilk antik yerleşim yeri olduğu sanılıyor, ancak ne yazık ki birkaç duvar kalıntısı dışında bu antik kentten günümüze ulaşan bir eser bulunmuyor.


Kuşadası’nın antik tarihinin izini sürmeye devam etmek isteyenler Kuşadası ve çevresinde çok önemli kalıntılara rastlamayacaklardır. Ancak elde edilmiş bilgiler ışığında tatilinizi geçirdiğiniz bu beldenin antik tarihi hakkında fikir edinmek isterseniz, Pygela’dan başlayabiliriz. Bugün Kuştur Tatil Köyü'ne ait eklentilerin yer aldığı tepede kurulmuş bir antik yerleşim yeri olan Pygela’nın dünyanın ilk sağlık şehirleri arasında yer aldığı düşünülüyor. Benzer amaçlarla İzmir’de de kurulan bu şehirlerde Argos Kralı Agamemnon, uzun süren Truva savaşları esnasında yaralanan ya da dinlenmesi gereken askerlerini bu şehirlere gönderir, ayrıca savaş gemilerini de bu kentlerde onarırmış. Bölgedeki şifalı sular nedeniyle kentlerin burada kurulduğu düşünülüyor. Ne yazık ki kayda değer bir kalıntı bulunmuyor. Güzelçamlı sınırlarında kalan Panionion da Davutlar yolu üzerinde, birkaç yüz metre içeride kalır. İyonya Konfederasyonu’na bağlı on iki İyon kentinin merkezi, ayin ve törenlerin yapıldığı yerdir burası. Ancak siz kulaklarınızda hala antik çağlardan fısıltılar duyuyor ve görevinizi henüz tamamlamadığınızı hissediyorsanız, milattan önce 4000’li yıllara dek uzanan, antik dünyanın bilim, sanat ve kültür merkezi sayılan ve sadece yarım saat mesafede bulunan Efes Antik Kenti’ne gitmeniz gerekir. Çünkü ancak bu şekilde tanrılar sizin Magnesia Kapısı’ndan kente girdiğinizi, Odeon’u ve Mısır Tanrıçası adına yapılan İsis Tapınağı’nı gördükten sonra, Domitianus Meydanı’nı geçip Nike Kabartması’na dokunduğunuzu, Memnius Anıtı’nın önünde durduğunuzu görüp fısıltılarını keseceklerdir. Bundan sonra üzerinizdeki o tuhaf huzursuzluktan arınmış ve rahatlamış olarak Zafer Kapısı’ndan geçebilir, Roma hamamlarını, Trianus Çeşmesi’ni ve Hadrian Tapınağı’nı gezebilir, mermer caddeden yürüyüp Celcius Kütüphanesi’ne geldikten sonra nihayet Efes Antik Tiyatrosu’na girebilirsiniz.


İşte şimdi muzaffer bir edayla otelinize geri dönerken gülümsüyorsunuz ve tanrılar neden gülümsediğinizi çok iyi biliyor.