İzmir Otelleri | Hotels.com

Türkiye ülkesinden seyahat edenler için en iyi 10 tatil noktası

İzmir Otellerini Arayın

İzmir Otelleri

İzmir Otelleri - İzmir deyince aklınıza ne geliyor? Kordon boyu mu, 600 kilometreye uzanan plajları mı yoksa kumru mu? Hepsi bir yana, İzmir’in güzelleri mi yoksa?


5000 yıldan uzun bir geçmişe sahip İzmir, Türkiye’nin üçüncü en büyük şehridir ve dünyanın en eski liman kentlerinden birisidir. Liman kenti olmak, elbette ticari faaliyetlerin yoğun olmasının yanı sıra çok farklı kültürlerin de bir araya gelmesi demektir. Dolayısıyla İzmir şehri, kültürlerin buluşma noktasıdır.


Birçok Avrupa şehrinden veya İstanbul aktarmalı uçuşlarla şehrin tek havalimanı olan Adnan Menderes Havalimanı’na ulaşabilirsiniz. Şehir merkezine yalnızca 16 kilometre uzaklıkta olan bu havalimanından otelinize ulaşmak hiç de zor olmayacaktır. Fakat deniz sevdalısı biri olarak İstanbul – İzmir arası gemi seferleri tarifesini bir kontrol etmek isteyebilirsiniz. Deniz sevdanızı bir adım öteye taşımak niyetindeyseniz yaklaşık 67 saatlik bir gemi yolculuğuyla Venedik’ten İzmir’e ulaşmanız da mümkün.


Sevimli İzmir otellerinden birinde yerinizi ayırttınız mı? Konaklama için pek çok otel alternatifi mevcut İzmir’de. Özellikle şehrin merkezi sayılan ve bir anlamda gece hayatının mevzilendiği bölge olan Alsancak'ta veya Basmane'de ucuz otellerden lüks otellere kadar birçok seçenek var. Konaklama için büyük bir bütçe ayırmayı planlamıyorsanız Konak çevresinde ve Basmane Meydanı yakınlarındaki pansiyonlarda veya uygun fiyatlı otellerde kalabilirsiniz. Tam aksine, konforunuzdan kesinlikle ödün vermek istemiyorsanız İzmir’de birçok dört yıldızlı veya beş yıldızlı otel seçeneği tercihlerinizi bekliyor. Hilton, Crown Plaza, Swissotel, Moevenpick gibi büyük otellerin İzmir ayağı bu anlamda size son derece konforlu bir İzmir deneyimi yaşatabilir.


Eşyalarınızı otelinize bırakıp, belki bir yorgunluk kahvesi içip biraz soluklandıktan sonra sokağa çıkma zamanıdır. Öncelikle, İzmir'de yürüyüş yapmanın çok keyifli, yön bulmanın ise çok kolay olduğunu unutmamalısınız. Şehrin ana meydanı sayılan Konak’tan başlayabilirsiniz. 1901 yılından beri Smyrna'nın sembolü sayılan Saat Kulesi’ne bir selam verip eteğindeki çeşmelerden birinde yüzünüze biraz su çalın. Bu arada iki semt arasındaki yükselti farkından dolayı güçleşen ulaşımı biraz rahatlatmak amacıyla 1907 yılında Musevi bir tüccar tarafından yaptırılan Asansör’ü de görebilirsiniz. Kemeraltı Çarşısı’na uğrayarak kıyafet, takı alışverişi yapın fakat çini, ahşap, dokuma gibi Türk el sanatları örneklerini görmeden geçmeyin. Hatta günümüze kadar korunmuş birkaç tonozlu ve kubbeli dükkan yeterince dikkatli gözlere bir selam gönderebilir belki çarşı içinde.


Şehrin tarihi merkezi, bir anlamda eski şehri olan Alsancak, İzmir Alsancak Stadı’nın ve Kordon’un bulunduğu bölgedir aynı zamanda. Uzun bir süre çevre kirliliğiyle mücadele eden Kordon, bugün artık eski maviliğine kavuşmuş durumda olduğu için şanslısınız, ancak kirlilikten ve yapılan çalışmalardan önceki halini bilenlere rastladığınızda sık sık “Kordon eski Kordon değil artık” dediklerini duyacaksınız, şaşırmayın. Bu büyüleyici Smyrna Limanı’nda bekleyen faytonlardan birine atlayıp, bir tarafında Ege Denizi’nin uzandığı diğer tarafında palmiye ağaçlarıyla sıra sıra binaların dizildiği efsane Kordon boyunda kısa bir gezi yapmalısınız.


İzmir deyince akla önce Kordon boyu, sonra da kumru gelir ve bir İzmirli için kumru kesinlikle bir kuş türü değildir. Her köşe başında, arabalarda veya gevrekçilerde bulunan, üzeri susamlı kumru ekmeği arasında İzmir tulumu, domates ve biberden oluşan bu sandviçlerden denemeniz gerekir. Ayrıca yemesi biraz zahmetli olsa da içine kaşar peyniri, ızgarada kızarmış sucuklu, sosisli, salamlı versiyonu da mevcuttur. Bu arada küçük masaların üzerindeki kavanozlarda masum görünen yeşil biberlere dikkat!


İkiçeşmelik yönüne giden otobüslerden birine atlayıp Agora’ya uzanma zamanı! Agora, Yunan şehir devletlerinde şehir merkezi, çarşı anlamına gelir. İzmir agorası veya Smyrna Agorası'nın çok büyük bir bölümü 1931 yılından bu yana yapılan birçok arkeolojik kazı çalışmasıyla ortaya çıkarıldı ve bugün İzmir Agora Açık Hava Müzesi olarak gezilebilir. Tarihe uzanmışken sahilin yaklaşık iki kilometre içerisinde yükselen ve harika İzmir Körfezi manzarası sunan Kadifekale’de, eski adıyla Pagos'ta, Helen, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalıntılar bulunuyor. Ancak kale bugün yıkık durumda.


İzmir’in benzersiz güneşi altında Ege Denizi’nde serinlemek ve muhteşem plajlarda güneşlenmek isterseniz, şehir merkezinden çok da uzak olmayan ve birçoğuna toplu taşıma araçlarıyla ulaşabileceğiniz birçok plaj vardır. Foça, Çeşme, Dikili, Seferihisar akla gelenlerden sadece birkaçı. Ayrıca şehir merkezinden biraz ayrılıp güzel bir tatil yapmak isterseniz muhteşem İzmir otellerinde yazın keyfini çıkarabilirsiniz.


Güneş batarken kendinize bir rakı masası kurup meze olarak İzmir’den başka hiçbir yerde bulamayacağınız o lezzetli kavunu eksik etmemeniz tavsiye edilir.